Kendimi Seçtiğim Gün: Bir Hayat Hikâyesinden Doğan Dönüşüm ve PositiveU’nun Yolculuğu
Her Hikâye Bir Yerde Kırılır
Küçük bir sahil kasabasında geçen bir çocukluktu benimkisi. Daha dünyaya gelmeden başlamış hayatımın ilk hikâyesi. Annem bana hamileyken ailece zor zamanlardan geçmişiz. Belki de bu yüzden, dünyaya geldiğim andan itibaren hayatı hep sezerek, hissederek okudum.
Kendi hâlinde, neşeli bir çocuktum. Akşam haberlerini izler, ertesi sabah spiker olur, anlatırdım. Kelimelerle bağ kurmayı, görünür olmayı, sesimi duyurmayı isterdim belkide.
Ama bazı hayaller, insan büyürken sessizce sönüyormuş
Tuhaftır ki kimse de fark etmez o yok oluşu.
En çok da insanın kendisi.
Lise yıllarıyla birlikte hayatla mücadelem başladı. İçimde bir şeyler eksiliyordu. Seçtiğim okul, içine sıkıştığım bölüm, başarısızlıklarım ve aile içinde taşıdığım görünmez yükler…
Bu dönem, öz-değer algımın zedelendiği, kendimle bağımın koptuğu ilk yıllardı.
İnsan kendine yabancılaştığında, önce heyecanını kaybediyor.
Sonra hayallerini.
En son da kendisini.
Büyük hayallerle gidip, büyük bir kırılmayla döndüm
Bir fırtına vardı ki içimde gitmesi zor kalmak imkansızdı. Üniversite için yurt dışına gitmeye karar verdim ; tıp fakültesi okumak için. Büyük bir çabayla ilerledim ama finalde mezun olamadan Türkiye’ye dönmek zorunda kaldım. Bu geri dönüş, sadece fiziksel değil; psikolojik bir kırılmaydı. Kimliğimin paramparça olduğu an..
Ailemin yanına geri döndüğümde kendimi yetersiz, eksik ve huzursuz hissediyordum.
Tıptan sonra hiçbir bölüm içimde bir kıpırtı yaratmadı.
Çünkü mesele bölüm değildi.
Mesele benim kim olduğumu artık bilmememdi. Sanki kimliğim askıda kalmıştı.
İstanbul’a yerleşme kararı aldım ve bir iş bularak çalışmaya başladım. Kurumsal hayata adım attım. Güçlü görünüyordum ama içimdeki boşluk hiçbir şey ile dolmuyordu.
O dönemde biriyle tanıştım ve evlendim.
Bugün çok net görüyorum ki, o ilişki, kendimi yok saydığım her şeyin vücut bulmuş hâliydi.
Psikolojide buna tekrar eden ilişki örüntüleri deriz. Kişi kendini yok saydıkça, sınır koyamadıkça, karşısına onu daha da silen insanlar çıkar. Kişi değersiz hissettiği sürece, kendini değersiz hissettiren insanlar hayatına girer.
Bu bir tesadüf değildir.
Ben de kendimi seçmediğim her yerde, başkasının gölgesinde yaşadım. Başkalarının hikayelerindeki figüranlık bunun adı.
Annelik beni kendimle yüzleştirdi
Büyük oğlum doğduğunda içimde bir kapı açıldı sanki. Anne olmak, insanın kendi çocukluğuyla acımasız bir şekilde yüzleşmesiymiş.
Hamileliğimle birlikte ağır panik ataklar başladı. Bir süre ilaçlarla hayatta kaldım; ama aslında yaptığım şey duygularımı susturmaktı.
O dönemde bir astrolog doğum haritama baktığında söyledikleri beni hem üzmüş, hem umutlandırmış, hem de yormuştu. Duyduklarım bir hayli can acıtıcıydı. Çünkü ilk kez KURBAN ROLÜNDE debelenip durduğumu fark ettim.
Ve evet…
Kurban oldukça, çevrem manipülatif insanlarla doldu.
“Sen Kendine Ne Yaptın?”
30.yaş günümde çocukluk arkadaşımla buluşmuştum. Eski günleri anarken birlikte ne kadar çok eğlendiğimizi, benimleyken gülmekten yüzündeki kasların acıdığını anlattı.. Tüm bunları anlatırken sanki bana çok yabancı birini anlatıyor gibi geldiğini o da farketti. Ve artık kendini tutamayıp
“Sen kendine ne yaptın? Nasıl bu kadar değiştin, yok oldun?” dedi. Biraz sitemli ama çokca hüzünlüydü ifadesi.
O an çok öfkelendim. Bir bahane bularak kalktım masadan ve evime döndüm. O gece sabaha kadar uyuyamadım.
Nereden nereye geldiğimi…
Neleri feda ettiğimi…
Neleri kaybettiğimi düşündüm.
Ve o gece bir karar aldım:
Sabah uyandığımda hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
O gece ben kendimi seçtim.
Kendini seçmek; konforu bırakmaktı, yalnız kalmayı göze almaktı, eski hayatın yıkılmasına izin vermekti.
Yeni bir okula başlayıp Psikoloji bölümünü seçmem…
Yeniden evlenmem…
Amerika’ya göç etmem…
Hiç tanımadığım iki çocuğa üvey anne olmam…
Bunların hiçbiri kolay değildi.
Ama bugün “cellat” sandığım deneyimlerin aslında hayatın bana verdiği hediyeler olduğunu görebiliyorum.
Onlar bana kendimi görmeyi, kendimi seçmeyi ve sınır koymayı öğretti.
PositiveU böyle doğdu
Bugün PositiveU platformunun kurucusu olarak bir ekip yönetiyor, aynı zamanda danışanlarımla çalışıyorum.
İnsanların gözlerinden anlıyorum onları.
Çünkü ben de o yollardan yürüdüm, o karanlıklardan geçtim.
Bugün geçmişime isyanla değil, şükür ve minnetle bakıyorum.
Çünkü o yol, beni diğerlerine rehberliğe hazırladı.
Eğer bu satırlarda kendini gördüysen…
Şunu bilmeni isterim:
Kaybolmak bir son değil, bazen bir başlangıçtır.
Kendini seçtiğin gün, hikâyen değişir.
Eğer sen de kendini kaybolmuş, yorgun ya da sıkışmış hissediyorsan;
bunu tek başına taşımak zorunda değilsin.
Bazen bir konuşma, bir yön, bir aynaya ihtiyaç vardır
PositiveU, tam da bu yolculuk için var.
Kendini seçmeye hazır mısın?